Muhsin Yazıcıoğlu'na Allah'tan Rahmet Diliyoruz
Bilindiği gibi Muhsin Yazıcıoğlu helikopter kazası sonucu hayatını yitirdi. Gazetelerden annesine televizyon izletme yasağı getirildiğinide okumuştum.Çünkü kadın 87 yaşında ve bayılma vb. sorunlar ortaya çıkabileceği riskiyle televizyon izlettirilmediğini okudum.Annesinin evlerinin önünde 2 ambulans bekletildiğini de okumuştum . Allah Rahmet Eylesin
Silent Hill: Homecoming
Birazda oyun dünyasına göz atalım. Bambaşka bir Silent Hill geliyor! 
Hiçbir canlı dünyaya bir korkak ya da kahraman olarak gelmez. Korku sonradan oluşan bir "Tehlikelere karsı duygusal tepki" reaksiyonudur. Onu yaşamamız için çok farklı sebepler vardır. Örneğin kapalı alan korkusu Klostrofobi’dir. Otuzlu yaşlarda fazlaca bayanların yaşadığı bir korku türüdür. Bir hastalık değildir, zihnin fırsatını buldukça bu bireye uyguladığı yanılsamanın yarattığı duygudur. Sudan korkan insanlaraysa Hidrofobik denir. Bu korkunun esiri olan insanlar bir su damlasını gördüklerinde terleme, baş dönmesi gibi belirtiler gösterirler. İleri seviyede Hidrofobik insanlar bir bardak su içerken bile koca bir okyanusta boğulacaklarını zannederler. Ondan hep kaçmaya çalışsak da o hep içimizdedir. Adeta beynimizdeki düşmandır korku. Üstüne gitsek de bize yeni korkular sunmak için her zaman tetikte bekler. Hiçbir canlı varlık onu yenemez.
Korku edebiyatı üzerine şimdiye kadar birçok eser yapılmıştır. Stephen King’in gerilim dolu romanlarından Alfred Hitchcock’un filmlerine, ünlü ressam Edward Munch’ün "Çığlık" tablosundan, Mısır kalıntılarındaki tanrılara kurban verme ayinlerine kadar birçok alanda kaçamadığımız bu duyguyu; başkalarının gözünden yaşayarak anlamsızca bir merakın da tetiklediği istekle korkuyu gözlemledik. Sinema dünyasında en çok yapılan türlerden biri korku filmleri oluyor. Ucuz ve izleyicileri etkileyebilme özelliği en fazla olan tür korku filmleridir. Örnek olarak sadece 15.000 dolarlık bütçesi ve 100 milyon doları aşmış hasılatı ile 1999 yapımı The Blair Witch Project’i gösterebiliriz. Bunun yanında dünyanın en çok satan romanları arasında ünlü İngiliz yazar Agatha Christine ve Amerikalı yazar Stephen King’in romanları kitap satışlarında ilk sırayı alıyor.
Teknolojinin Evrimi, Korkunun Evrimini Hızlandırdığında
Video oyunlarının evrimi, onların gelişimini sağlayan yapı taşına yani teknolojiye bağlıydı. Teknoloji geliştikçe video oyunları bizleri eskisinden daha da içine çeker bir hal aldı, çünkü yapımla seyircinin arasına interaktivite girdiğinden "Korku" kelimesinin anlamı daha da güçlenmişti.
Her şey, 31 Ocak 1999 yılında ünlü Japon oyun şirketi Konami çalışanlarının, endüstriyi daha önce görülmemiş bir şekilde sallamasıyla başladı. Ortaya çıkardıkları yapıt video oyunlarında korku temasını sonsuza dek oyun severlerin ve özellikle otoritelerin gözünde bir kült haline getirdi. Video oyunlarında ilk defa psikolojik korku türüyle karşılaşıyorduk. Bu hiçbir oyuncunun alışkın olmadığı, ama rüyalarını süsleyen bir gelişmeydi. Oyunun sunduğu korku teması o kadar derin, o kadar iyi tasvir edilmişti ki, dünya çapında birçok insan oyunu yalnız başına oynayamadığından yakınıyordu. Kapkaranlık mekanlarda geçen sinir bozucu müzikler eşliğinde elinizde sadece cızırtılı bir radyo ile dolaştığınız lanetli kasabanın, oyun endüstrisinde kendine haklı bir yer edinişini ve global anlamda on yıllık bir fenomene dönüşmesinden bahsediyoruz. Yapımcı ekip olan Team Silent’ın yönetmen koltuğunda Keiichiro Toyama’nın ve ünlü Japon besteci Akira Yamaoka’nın eşsiz eserleriyle renk kattığı bu kasabanın adı Silent Hill.
İlk Silent Hill’in bu kadar çekici olmasındaki etken, sunduğu psikolojik gerilim türünden ziyade şüphesiz ince işlenmiş, üzerinde kafa patlatıldığı her halinden belli olan kurgulanışı ve hikayesiydi. Oyun hikayesi zamanla karşılaştığımız onlarca yan karakter olsa da, daha çok bir baba (Harry Mason) ve kızının (Cheryl Mason) etrafında dönüyordu. Yaşanan olaylardan 7 yıl önce Harry Mason ve karısı evlerinin yakınlarındaki şehirlerarası yolun kenarına bırakılmış bir bebek bulurlar. Bebeği sahiplenerek Cheryl adını takarlar. Zamanla annenin geçirdiği sağlık sorunları aileye pahalıya patlar ve anneyi kaybederler. Harry Mason’da yanına kızını alarak yaşadıkları travmatik durumdan biraz olsun kurtulmak için, Silent Hill kasabasına tatil yapmak için yola koyulurlar. Kasabanın yakınlarında yaşadıkları bir trafik kazası sonucu oyun başlar ve Cheryl’ın araçta olmadığını fark etmemizle onu bulmak için yola koyuluruz. İlk Silent Hill’in oyun sonu biter Cast’ın isimleri ekrandan süzülür ve 10 saniyelik bir görüntü ekranda belirdiğinde tüyleriniz diken diken olur. Kısacık bir görüntüdür belki ancak bu manzarayı gördüğünüzde televizyonun karşısına geçip saygıyla oyunun önünde eğilebilirsiniz.
"Teknolojinin evrimi, korkunun evrimini hızlandırdığında" başlığıyla yazıya başlamamın nedeni ilk Silent Hill oyunundan sonraki yapımların dönemin gelişmiş platformlarında, yani Sony Playstation 2 ve ilk Xbox dahil PC’de de karşımıza çıkmasıdır. Yıl 2001’dir ve teknoloji ilerlemiştir, dolayısıyla Silent Hill 2 daha korkunç görsellerle, ses efektleri ve teknik olanaklar ile oyun endüstrisine bomba gibi düşmüştür. Silent Hill 2’nin hikayesi ilk oyundan bağımsızdı. Sadece Silent Hill’de geçiyordu. İlk oyunda Tolluca Lake’in (Toluka Nehri) ardında göremediğimiz birçok yeri görme fırsatımız olmuştu. Hikayemiz karısını kaybetmiş bir adamın, James Sunderland’in üç yıl önce kaybettiği karısı Mary’den aldığı "Silent Hill" deki "Özel yerimizde buluşalım!" mektubuyla başlıyor. Derhal olay yerine gelen James, başına gelen ilginç deneyimin benzerlerinin başkalarının da başına geldiğini anlar. Kasabaya adımımızı attıktan kısa süre sonra annesini arayan genç bir kadın olan Angela ile tanışırız. Ardından benzer şekilde başka birini arayan Eddie ile tanışıyoruz. Her iki karakter de bize kasabayı terk etmemizi söyleyip duruyor. Oyunun hikayesi yine ilgi çekiciydi ve ilk oyunda bahsedilen efsanevi "Piramid Kafa" karakteriyle ilk defa Silent Hill 2’de karşılaşıyorduk. Grafiksel anlamda gördüklerimiz çok etkileyiciydi ve atmosfer yine karanlık, bolca sisli ortamlarla bizi boğmaya çalışan bir yapıda ilerliyordu ilk oyun gibi.
Hikaye Örgüsünün Bağlanışı

İlk Silent Hill’deki tüm soru işaretlerini aklımızdan silmişti Silent Hill 3. Oynadığımız ana karakterin (Heather Morris) gerçekte kim olduğunu, ilk oyundaki Harry Mason’ın (Cheryl Mason’ ın babası) akıbetini ve Silent Hill’deki bir sürü ayrıntının iç yüzü ortaya dökülmüştü. 2003 yapımı olan Silent Hill 3, genel grafik yapısı ve karakter seçimleriyle de şimdiye kadar yapılmış en iyi oyunlardan biridir halen. Silent Hill 3’ün önceki oyunlara nazaran daha fazla şiddet içerdiğini belirtebiliriz. Bir de daha önce hiçbir video oyununda, tanrının varlığı bu kadar gözler önünde işlenmemişti. Oyunun sonundaki kilise sahnelerinde ana karakterimizin tanrıyı yenmek için kalbini kusarak yemesi, Silent Hill 3’ün şiddet sahnelerinin ne kadar özenle yapıldığının küçük bir göstergesi gibiydi adeta. Oyun Sony Playstation 2 ve PC platformlarına çıktı, Xbox’ a gelmedi.
Silent Hill 4: The Room, Sony Playstation 2, PC ve Xbox platformlarına Japonya’da 2004 Haziran’nın da çıkmıştı. Önceki Silent Hill oyunlarına nazaran Silent Hill 4, Amerika’nın güney Ashfield bölgesinde geçiyordu. Hikaye örgüsü apartman dairesinde hapsolmuş Henry Townshend’ın etrafında şekilleniyordu. Oyun FPS modunda oynanışa izin veren ilk Silent Hill oyunu olmuştur. Grafiksel anlamda diğer Silent Hill oyunlarından farklı bir görselliğe sahipti. Oynanışa getirilen olumlu yenilikler olsa da oyun fazla orijinal ve Silent Hill elementlerinin dışına çıkmaya fazla meyilli olduğundan satışlarda akranları kadar başarılı olamamıştı.
Yeni Bir Çağ Başlıyor
Yeni jenerasyon oyun konsolları Sony Playstation 3 ve Xbox 360 platformlarına çıkacak ilk Silent Hill oyunu olacak olan Silent Hill: Homecoming, önceki oyunlardan tanıdığımız ekibin (Team Silent) yerine geçen bir Amerikan firması tarafından yapılıyor. Firmanın adı The Collective. 1997 yılında California’nın Newport sahilinde kurulan şirket birkaç film oyunu, televizyon şovunun yapımında çalışmış. Bunların arasında Indiana Jones and the Emperor’s Tomb, The Da Vinci Code, Star Wars 3: Revenge of the Sith gibi yapımlar var. Silent Hill: Homecoming için çalıştıkları ve kendilerini kanıtlama fırsatı bulabilecekleri en büyük yapımları diyebiliriz. Böyle büyük bir markanın altına ellerini atabilme cesaretini göstermiş olmaları, yayınlanan görüntülere de baktığımızda oyunun eski ruhunu kaybetme olasılığını bir nebze de olsa ortadan kaldırıyor. Oyunun güncel çıkış tarihi 2008’in Eylül ayı. Umarız zamanında çıkarabilirler oyunu.
Yapımına 2004 yılında Shadows of the Past adıyla başlanan Silent Hill: Homecoming’in hikayesi, görevden dönen 22 yaşındaki gazi asker Alex Shepherd üzerine kurulu. Yaşadığı onca zorluktan sonra eve dönen Alex, babası ve erkek kardeşinin (Joshua Shepherd) ortadan kaybolduğunu anlar. Kimliklerinin çocukluğunu geçirdiği Silent Hill kasabasında olduğunu öğrenmesiyle kendimizi yine o lanetli korkunç kasabada bulacağız. Oyundaki diğer karakterlerden bahsetmemiz gerekirse mesleğinin ne olduğu henüz açıklanmayan 22 yaşındaki Elle, Alex’ in uzun yıllardır arkadaşı. Karakter Silent Hill 2’den tanıdığımız Mary’nin bir kopyası adeta. Elle’yi yapay zekanın ya da bizim kontrol edip etmeyeceğimiz henüz açıklanmadı. Kimliği açıklanan karakterlerden sonuncusuysa Alex’in küçük erkek kardeşi olan Joshua. Oyun hakkında yayınlanan Trailer’larda Joshua’nın peşinden kanıt toplayan Alex’i görüyoruz. Alex’ten sürekli kaçan Joshua’nın ilginç davranışlarının ardında yatanları oyunun ilerleyen bölümlerinde öğreneceğiz. Bunun dışında Alex ve Joshua’nın annesi ve babası hakkında da maalesef henüz kesin bir detay yok. Trailer’larda gördüğümüz kadarıyla oyunda kullanılan silahlar şimdilik bir bıçak, demir boru ve tabanca.
Grafiklerin yeni jenerasyonun nimetlerinden faydalandığını söyleyebiliriz. Karakter modellemeleri ile animasyonları ve mekan tasarımları, yapım aşamasındaki bir oyuna göre oldukça tatminkar. Ancak üzerinde çalışılması gereken ufak detaylar var. Örneğin karakterlerin ağız hareketleri çıkardıkları seslerden önce tepki veriyor videolarda. Birkaç ufak ara sahneden oyuna geçiş bug’ı mevcut. Eylül ayına kadar bu gibi ufak hataların düzeltileceğini düşünüyoruz. Bunun dışında Silent Hill 4 faciasından sonra yeni Silent Hill: Homecoming, Silent Hill ateşinizi söndürmek için tüm ihtişamıyla geri geliyor.
ALINTIDIR.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Counter Strike 1.5 Server Listesi
COUNTER STRİKE 1.5 SERVER LİSTESİ
cs11.ankaracs.com
SERVERE NASIL BAĞLANABİLİRİM
counter strikeyi açıp konsola connect cs11.ankaracs.com yazdığınızda servere girebilirsiniz.Sxe 8.0 versiyonu geçerlidir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Meğerse Elma Neymiş Be :)
Arkadaşlar hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama elmanın bir sürü faydası varmış . Bu yazımı okuduktan sonra bol bol elma yiyin. Şimdiden afiyet olsun diyerek sözüme başlıyorum.
Elma ilk olarak bizlere enerji verir buda spor yapmamızı daha da kolaylaştırır bu da = (eşittir) zayıflamamıza olanak sağlar.
Elma bizlere vitaminler ve minaraller verir.Özelliklede spor sonrasında yediğimizde baya bir faydası oluyormuş :) bi deneyin bakalım.
Elma spor yapıldıktan sonra yenildiğinde vucudumuzun su oranının % (yüzde) 85 (seksen beş) ini karşılarmış.Bu da bizler için çok önemli bir sağlık .
Unutmadan elma bizlere C vitamini sağlarmış .
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Türkçemiz Yok Oluyor !
Türkçemiz son zamanlarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.Yok edenlerde bizler yani Türk milleti . Artık teknoloji öyle bir gelişti ki Türkçeyi unutturacak hale geldi.Msn den yazdıgımız kısaltmalar bunların başında geliyor.Örnek verecek alırsak : Slm ,nassın,ii,olmz,gtme,...
Ve daha binlercesiyle beraber yaşamaktayız artık.Bu hiç te iç açıcı bir olay değil . Lütfen Türkçemize sahip çıkalım . Türkçemizi koruyalım.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Suyu Niçin İçeriz ? Faydaları Neler ?
Dünyamız'ın %70′ini vücudumuzun ise yaklaşık dörtte üçünü oluşturan bu suyun faydaları saymakla birlikte yaşamımız için çok gerekli bir üründür.Su İçmez isek ?
Su içmez isek hastalıklara yakalanma riskimiz artmak ile beraber , toplumda kendimizi baygın , rahatsız , huzursuz hissederiz.Yağmur yağması için yaptıgımız duaları hatırlayalım . Ellerimizi açıp Allah'a yalvarıyorduk.
Aradan yıllar sonra hiç yağmur yağmadığını düşünelim.Yağmur yağmuyor yine yaz günündeyiz.Sıcaklık bugunkü yaz sıcaklığının yaklaşık 2 katı olsa . İnsanlar su bulmak için birbirleriyle kavga etse ... Suyumuzun Kıymetini bilmeliyiz.
Suyun faydalarına geldiğimizde ise su saymak ile bitmez .
Kalorilerin harcanmasını sağlar.Bu da sizlerin kilo vermesine yardımcı olur.
Böbreklerimizin temizlenmesine yarar sağlar . Zaten o yüzden doktorlar böbrek hastalarına çok su içmelisiniz diye tembih etmiştir.
Konsantre olunmasına yarar sağlar .
Sesinizi daha hoş bir hale getirerek , ince nazik bir sese sahip olmanıza yarar.
Ağızınızın kokusunu önler.
Kabızlık Hastalığına yakalanmamanızı sağlar.
Bunlar daha suyun faydalarının bir kaçı . Bizden size öneri Suyun kıymetini bilin.Suyu Boşa Harcamayın.Yoksa yıllar sonra oğullarımızın , evlatlarımızın olduğu Dünya'yı hayal bile edemiyorum.
Bu yazının tüm hakları Buğra YILDIZ'a aittir.Kaynak Gösterilmeden Yayınlanması halinde yayınlayan kişi 1500 ytl lik tazminat davasını kabul etmiş sayılır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
İnternette Gezinirken Bir Siteye Rastladım
Merhaba arkadaşlar bu yazıyı sizler için yazıyorum . Pazar veya cumartesi bilgisayarda uğraşırken www.oltaat.com ile karşılaştım.Bu site her an 50 kontur dağıtıyor ve bende kazandım.Sitenin çalışması aynı bir piyango bileti gibi sürekli piyango bileti alıyorsunuz.Oltanıza bazen 50 kontur takılıyor ve bilgilerinizi eksiksiz bir şekilde girmişseniz o konturler size geliyor.Hafta sonlarında ve ay sonlarında çekilişler yapılıyor ve elektronik bir ürün (artık o haftanın ödülü ne ise ) kazanabilme şansınız var.
Sistem ücretsizdir.Site adminleri bir kere 50 kontur kazanan bidaha 50 kontr kazanabilir diyorlar . Yani ne kadar çok bilet alırsanız o kadar şanslısınız.Biletler ücretli mi diye soracaksınız deyil mi?Hayır ücretsiz .Yanda yazılı güvenlik kodunu girip birsürü bilet alıp çekilişe hak kazanıyorsunuz.Ama konturu çekilişle vermiyorlar.Olta atdın denk geldi veriyolr.24 saat içerisinde cep telefonunuza geliyor konturler
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Bizim milletimiz nedense çaya bayılıyor :)
Çay içmek hepimizin hoşuna gider ancak türk milletinin varı yoğu çay nerede orada . Çay bahçeleri bile çoğaldı.Hem ekonomik yönden ucuz hemde ferahlatıyor.Ama koyu çay sinirlilik getirir derler :) Bilemeyiz tabiki . Batıl inanç mı gerçek mi sorusunu getiriyor aklımıza hemen :D Çay denince hemen aklıma koyu renkli su geliyor.Çay zaten bir takım su :)
SİZİNDE ÇAY İLE İLGİLİ YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Çocuklarınız Ders Çalışmıyor mu ?
Merhaba değerli okurlarım . Bu yazımızda çocuklarınızın ders çalışmama gibi durumlarını öne alacağım . Çocugunuz ders çalışmak istemiyor mu ? Bu durum genelde tüm ailelerde yaşanır.Bu durumun aslında kolay çözüm yolları vardır.
Bazı çocuklar bilgisayar oynamayı , bazıları televizyon izmeyi , bazılarıda saatlerce dışarıda oyun oynamayı sevmektedirler.Bu durumu engellemek için öncelikle çocuğunuzun sorunlarını dinleyin.Daha sonra çocuğunuzla beraber örneğin; kitap okuma gibi faaliyetleri bir saat belirleyip sizde onunla beraber yapın , çalışın.Bunu bilin ki çocuğa bilgisayarı yasaklarsanız bile ders çalışmayacak aklında hala bilgisayar koşulu televizyon koşulu geçecektir. Bu durumu çözmek için ebeveynlerin de çocuğa yardımcı olması gerekmektedir.Yukarıdada dediğim gibi beraberce çalışın.
Bu yazdığım şeyleri 15 gün deneyin . Daha sonra çocuk kendiliğinden ders çalışmayı yavaş yavaş sevmeye başlayacaktır ve artık sizinle beraber değil yanlız çalışacaktır .
Teşekkürler //
Buğra YILDIZ
Not:Bu yazı asla izin alınmaksızın da olsa kopyalanamaz ve yapıştırılamaz.Bu yazı http://bugrayildiz.blogcu.com a aittir.Bu gibi vakalara uymayanlara cezai yaptırım uygulanır
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Hoş Görünmek İstiyorsunuz Deyil Mi ?
Merhaba arkadaşlar size bu yazımda herkesin süper olma isteğinden bahsedeceğim . Biliyorsunuz herkes kendisini hoş görmektedir.Ancak bazı şeyleri çok abartıyorlar ; mesela dudağınıza oje sürdüğünüzde eğer ojenin rengi iyi gözükmüyorsa gidiyorsunuz bir daha makyaj yapıp ojenizi sürüyorsunuz . Şu sözümü unutmayın ; Sizler doğal halinizle güzelsiniz . Bırakın makyajı bırakın ojeyi .Size söylemesi bence siz sadece saçlarınızı düzeltin bırakın ojeyi joleyi felanda sadece saçlarınızı tarayın . En iyisi budur . Bu sözümü unutmayınız .Doğallık her zaman güzeldir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
SAYFA 2 SAYFA 3 SAYFA 4 SAYFA 5 SAYFA 6 SAYFA 7 SAYFA 8 SAYFA 9 SAYFA 10 SAYFA 11 SAYFA 12 SAYFA 13 SAYFA 14 SAYFA 15 SAYFA 16
SİTEMİZ 2006 YILINDAN BERİ HİZMET VERMEKTEDİR.