Gears of War
Küçüklüğümüzde pek çoğumuz odamızda bir yerlerde, belki yatağımızın altında belki de o karanlık köşedeki dolapta bizi canavarların beklediğini hayal ederdik. Büyük ihtimalle çok azımız eğilip yatağın altındaki canavara veya dolapta bekleyen o korkunç şeye bakmaya cesaret edebilmişizdir. Belki büyümenin ve sorumluluk almanın verdiği monotonluktan, belki de onlar için çok büyük olduğumuzu düşündüğümüzden bu canavarlar yatakların altında ve dolaplarda bir köşelerde unutulurlar. Size kötü bir haberim var; Yaratıklarımız beklemekten sıkılmış olacak olmalı ki Gears of War ile saklandıkları köşelerden bütün ihtişamlarıyla karşımıza çıkıyorlar.
Bir dünya düşünün... Enerji açlığındaki insanlık yerin altında yeni ve müthiş bir güce sahip bir enerji kaynağı buluyor, çoğu insan bunun insanlığın gelişimine büyük katkı sağlayacak gelişmelerden biri olduğunu düşünse de yer altındaki tek şeyin bu madde olmadığından haberdar değiller. Pek çok insanın kabuslarında bile görmeye cesaret edemeyeceği Locustlar yerin altından geliyorlar ve bütün büyük şehirleri ve mevcut bütün askeri yerleşimleri ele geçiriyorlar. Kurtulanlar Locustların kalın zemini nedeniyle kazıp giremediği tek yer olan bir vadiye sıkışmış durumda, dünyanın geri kalanı ise Locustların kullanmaması için bombalanmış ve harabeye çevirilmiş durumda. Siz Marcus Fenix'siniz, Locustlar ile olan ilk savaş sırasında babanızın yardım çağrısı yüzünden safınızı terk etmiş ancak babanızın ölümüne mani olamamanın yanı sıra ordu (Coalition of Gears) tarafından korkaklık, emirleri yerine getirmemek ve itaatsizlik ile suçlanmış idam cezasına çarptırılmasına ramak kala orduda daha önce verdiği hizmetler yüzünden kırk yıl hapis cezasına mahkum edilmiş durumdasınız. En azından ordu asker kıtlığı çekmeye başlayana kadar.
İşte Gears of War tam olarak bu noktada başlıyor; Can dostumuz, kankamız ve ilerideki ömür törpümüz Dominic Santiago (ki biz kendisini Dom olarak çağırıyor ve gözlerinden öpüyoruz) bize kısaca ordunun asker kıtlığı çektiğini ve genel af ilan edildiğini bildiriyor ve Locustlara karşı sürecek olan 9-10 saatlik savaşımıza doğru yola çıkıyoruz.
Gears of War'u oynamaya başladığımda gözüme çarpan ilk şey grafiklerinden çok oynanışı oldu. Çoğu aksiyon oyununun aksine Gears of War'da deliler gibi kurşun yağdırarak ve düşmanlarınızın üzerine körlemesine giderek çok az yol katedebilirsiniz. Genel olarak bulabileceğiniz her türlü siperi kullanarak rakibinizin açık verdiğiniz anda onlara mümkün olduğunca hasar verebilmek ana amacınız olmalı. Yani basitçe özetlemek gerekirse oyunun genel oynanışı Resident Evil 4'ü andırsada savaşlar daha çok Killswitch'in geliştirilmiş bir sürümünü anımsatıyor. Uzun mesefali çatışmalar genel olarak çok kompleks olmasa da, oyunun asıl eğlenceli kısmı yakın çatışmalardan oluşuyor. Eğer ki düşmanınız size nişan alıp ateş edemeyeceğniz kadar yakınsa yapabileceğnizi pek çok enteresan şey var; silahlarınızdan birinin ucunda süngü yerine bulunan elektrikli testere ile yakaladıklarınızı parçayalayabilir, bir pompalı tüfek veya altı patlar tabanca yardımıyla Locustların değişik dış organları olmadan yaşamaya çalışmalarını zevkle izleyebiliyorsunuz. Benim en sevdiğim hareket ise el bombaları, bombalar bildiğimiz klasik el bombalarından çok gülle atmakta kullanılan hmm... güllelere benziyor. Bombalara bağlı büyük bir zincir var ve siz bu zinciri çevirerek bombayı gönderiyorsunuz. Bizi ilgilendiren ana konu ise bombaların üzerindeki dikenler, bu dikenler sayesinde yakın dövüşte el bombasını düşmanlarınıza saplayabiliyorsunuz. İster tek kişilik oyunda olsun, ister çok kişilikte bomba saplanan kişi genel olarak panikleyerek arkadaşlarının yanına kaçıyor ve onlarında parçalanmalarına yol açıyor. Bunun gibi sahneler oyunda son derece fazla ve oyunun tamamına yayılmış durumda, ve bu oyunun tekrar etmesini ve tek düzeleşmesini kesinlikle engelliyor.
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!
0 yorum yazılmıştır
SAYFA 2 SAYFA 3 SAYFA 4 SAYFA 5 SAYFA 6 SAYFA 7 SAYFA 8 SAYFA 9 SAYFA 10 SAYFA 11 SAYFA 12 SAYFA 13 SAYFA 14 SAYFA 15 SAYFA 16
SİTEMİZ 2006 YILINDAN BERİ HİZMET VERMEKTEDİR.